Bu arada canınız yorgunluk kahvesi mi çekti. Sıra sıra kahve ikramı yapan markalar vardı. Yöresel lezzetler dedik ya; her stand istisnasız tattırmadan ürün satmıyor. Malum, biz pazarda elimiz kolumuz poşet doluyken bile pazarcının verdiğini bir elimizi boşaltıp mutlaka ağzımıza atanlardanız. Hal böyle olunca benim gibi her bulduğunu çocukken ağzına atsa da artık temkinli olan müşterileri ikramcı standlar memnun edemedi. Pazarı gezip alışveriş yaptıktan sonra yorgunluk atanların bir diğer adresi de Kral Künefe’nin standıydı. Künefelerini çok sevmekle birlikte, kabak tatlılarını sevemedim Antakyalıların. Çok sert. Nerde Antalyanın üstü tahinli ve cevizli nefis kabak tatlısı?
Öncesinde Atatürk Parkı’nın içinde yağmur sonrası keyifli bir yürüyüş yapmak için yollara düştüğümde, içimden; “bu mis gibi havada, nerde bu hemşerilerim, gelip şu güzelim parkı doldursalar ya” demiştim. Yarım saat sonra pazara uğrayınca cevabı da bulmuş oldum. Pazar yapıyorlardı.
Hayırlı pazarlar olsun.
Seher Özen Karadeniz / seherozen@hotmail.com