Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
Betül Altuntaş: TRT ile tanışma hikayem çok farklı. Babamın görevinden dolayı her yıl TRT Kampında kalıyorduk. Sıkıldım ve kampta çocuklara yapılan animasyon ve eğlence gecelerini sunmaya başladım. Üniversite sınavına girdiğim yıl, ilk sınavın ardından TRT’den teklif geldi. Üniversite sınavının ikincisine girmeden akitli olarak TRT’de çalışmaya başladım. Üniversiteyi çalışırken dışardan bitirdim. 25 yıldır TRT’de çalışıyorum. İlk olarak Antalya’da, TRT Turizm Radyosu’nda çalışmaya başladım. Yıllar içinde TRT Ankara Dış Yayınlar, TRT1 televizyonu Kanal Koordinatörlüğü, ardından tekrar yuvaya döndüm TRT Antalya Radyosu.
Hayrettin Deniz: 1982 Burdur doğumluyum. Memur çocuğu olunca babamın işi dolayısıyla pek çok kentte yaşama şansım oldu. Bu, hayatımın ve karakterimin şekillenmesinde çok etkili oldu. Eğitim hayatımı Muğla, Niğde, Kars ve Kütahya’da tamamladım. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünü kazandım. Konya’da gazetecilik eğitimimi sürdürürken bir yandan da yerel gazetelerde çalıştım. Mezuniyetten sonra ise ailemin yaşadığı kent olan Antalya’ya döndüm. Antalya zaten çok sevdiğim bir kentti. Doğan Haber Ajansı’na başvurdum. Ajansın o zamanki istihbarat şefi Salih Uçar’dı. “Bir fotoğraf makinesi al gel. Seni deneyelim” dedi. Antalya’daki çalışma hayatım böylelikle başlamış oldu. Ajansta farklı servislerde görev yaptım. Ağırlıklı olarak magazin muhabirliği yaptım. Milliyet Akdeniz ekine kültür-sanat köşesi hazırladım. Uzun yıllar ajansta çalıştıktan sonra Falezler Reklam Ajansı bünyesinde çıkan Female Dergisine transfer oldum. Oradaki çalışma sürem içerisinde halen yayın hayatına devam eden XL Magazini çıkardık. Antalya’nın önemli magazin gazetecilerinden Tanju Altınay’la Hit Magazin adlı bir internet sitesi de açtım. Evlilik sonrası magazin haberciliğini bıraktım. Farklı arayışlara girdim. KPS sınavına girmeyi tercih ettim. Aldığım puanla TRT’nin sınavlarına girmeye hak kazandım. 2011 yılında TRT’nin açtığı sınavlara girdim. Kazandım. İlk görev yerim İstanbul’du. Resim seçici olarak görev yaptım. Bir yandan da gönlümde hep TRT Antalya Radyosu’nda çalışmak vardı. Çünkü uzun yıllar Antalya yerel basınının her alanında çalışmış olmamdan dolayı Antalya’da daha verimli olacağımı düşünüyordum. Bu düşüncelerimi yöneticilerimle de paylaştım. Ve beş yıl sonra 2016 yılında TRT Antalya Radyosu’nda program yapımcısı olarak göreve başladım. Böylelikle TRT ile birlikte medyanın tüm alanlarında çalışmış oldum.
Tayfun Yönlü: 1976 İzmir doğumluyum. Babamın mesleğinden dolayı Türkiye’nin doğusundan batısına pek çok kentinde yaşadım. Bunun dezavantajlarıyla beraber avantajlarını da hayatımın pek çok aşamasında gördüm. Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden 1999 yılında mezun oldum. Aynı fakültede 2004 yılında Gıda Ekonomisi ve İşletmeciliği Yüksek Lisans programını bitirdim. Radyoculuk mesleğine 1993 yılında 17 yaşındayken başladım. Demek ki 27 yıldır mikrofona konuşuyorum.
Radyoculuğa Ankara’da üniversitede inşaat eğitimi aldığım dönemde başladım. Bir taraftan lisans eğitimi alırken bir taraftan da masraflarımı karşılamak için radyoculuk yapıyordum. Zaman geçtikçe radyoculuktan keyif almaya başladım. İnşaat eğitimimin staj aşamasında şantiye ortamını tecrübe ettim. Ve sonrasında “şantiyede hayatımı geçirmek istemiyorum” deyip okulu bıraktım. Tekrar sınava girdim. Antalya’ya bu vesileyle geldim. Üniversite eğitimim sırasında buradaki özel radyolarda aralıksız çalıştım. Yüksek lisans eğitimimi tamamladıktan sonra turizme dayalı farklı özel şirketlerde 3-4 yıl kadar çalıştım. Ardından 2008 yılının başında TRT’nin açtığı sınava girdim. Kazandım. O günden beri de TRT Antalya Radyosu’nda görev yamaya devam ediyorum.
“TRT Antalya Radyosu’nun 60 yıldır kesintisiz yayın yapıyor olması çok önemli.”
- Ne zamandan beri Akdeniz’in Sesi programında yapımcı olarak görev yapıyorsunuz.
“TRT Antalya Radyosu bölgesel bir radyo ama aynı zamanda bir Dünya radyosuyuz.”
- Kentli en çok hangi konulara ilgi gösteriyor? Akdeniz’in Sesi programında Antalya başta olmak üzere Batı Akdeniz kentlerinin daha çok hangi konularını ön plana çıkarmaya çalışıyorsunuz?
- Digitalleşmeye rağmen radyoya ilgi sürüyor diyebilir miyiz?
“Yere düştüm. Ama yine de “Ankara’ya bağlanıyoruz” anonsunu yaptım.”
- Yayın esnasından unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
“Misafirlerimi, Antalya’nın yanıksı dondurmasını yedirmeden, göndermem.”
- Uzun yıllardır kentle ve bölgeyle ilgili programlar yapıyorsunuz. Kentin ve bölgenin sorunlarına, mekanlarına hakim olan biri olarak siz bu kentte nasıl yaşayıp, neler yaparsınız? Ziyaretçilerinizle kentin hangi mekanlarını gezmeyi tercih edersiniz?
- Seveni de oldu, sevmeyeni de
- Siz bindiniz mi?
Antalya benim aşık olduğum şehir diyen Tayfun Yönlü, en çok Karaalioğlu Parkı'ndaki miradorlardan denizi, gün batımını ve Beydağları'nı seyretmeyi seviyor...[/caption]
Tayfun Yönlü: Radyoculuk eğlenceli olduğu kadar, son derece yoğun da bir meslek. Radyo program yapımcıları genel kültürleri geniş olan insanlardır; çünkü sınırsız sayıdaki konuda, sınırsız sayıda uzman gelip bu koltuklara oturuyor. Dolayısıyla olan biten her şey konusunda az da olsa bilgimiz oluyor. İnsanın kişisel gelişimi için bu sonsuz bir nimet, ama radyo programcısının radyo binasından çıkıp sağa sola dokunma fırsatı pek de olmuyor/olamıyor. Canlı yayınlar ve dış röportajlar için gittiğimiz mekanlar hariç. Zaman zaman konuğun gelemediği durumlarda kayıt için çıkıyoruz.
Röportajın başında da belirttiğim gibi pek çok şehirde yaşadım. Ve diyebilirim ki Antalya benim aşık olduğum şehir. Böyle hissetmemdeki en büyük etkenlerden biri Karaalioğlu Parkın’daki miradorlardır -seyir terasları-. Miradorlara gidip denizi seyretmeyi seviyorum. Karşınızda Bey Dağları, sağ tarafınıza Konyaaltı Plajı. Hele bir de güneş Bey Dağlarının arkasından batıyorsa; o manzarayı hiçbir şey yapmadan öylece seyretmek isterim. Kimi zaman da paktaki çay bahçelerinden birine oturup semaverle gelen çayımı yudumlayarak güneşin batışını öylece izlerim.
Kaleiçi, her girdiğimde başka bir güzelliğini keşfettiğim, başka türlü bir zevk aldığım çok özel bir mekan. Aynı şekilde Masa Dağına çıkan varyanttan Antalya manzarasını seyretmeye de bayılırım. Yine orada da çay içmeyi severdim. Son 10 yıldır oradan kente bakmayı çok içim almıyor; çünkü oradan Antalya’ya baktığınızda gri bir beton yığını görüyorsunuz. Antalya’nın o doğal güzelliğini el ele verdik ve hep beraber yok ettik. Kentin üstüne çok fazla beton döktük.
Şehir dışından misafirlerim geldiğinde mutlaka Konyaaltı Plajına gideriz. Lara Plajından daha çok seviyorum. Düzlerçamı ve Güver Uçurumu tarafına bayılıyorum. Uçurumun kenarına gidip oradan bir taş atmak inanılmaz keyif veriyor. Ayrıca buralarda piknik yapmayı seviyoruz. Kemer yolunu çok severim. O yolda araba kullanmaya bayılırım. Yol üstündeki mekanlarda mola vermek ayrı bir keyif. Yine yol üstündeki koy ve plajlara da uğramayı ihmal etmeyiz.
Antalya’nın köfte-piyazını Eski Sanayi’nin içindeki Doyum Kebap’ta yerim. Misafirlerimi de mutlaka götürürüm. Börekçi Tevfik Amcaya giderim. Lezzet olarak olağanüstüdür. Yeni Sanayi’deki Akdeniz Börekçisi de iyidir. Soğuksu semtindeki Kardo’da (Kardeşler Dondurma) dondurma yerim. Takipçilerinize Kardo’ya gidip tahinli dondurma yemelerini tavsiye ederim.